VAAZ: Komşuluk İlişkilerimiz

KOMŞULUK İLİŞKİLERİMİZ

İslam Dini, toplumun maddi ve manevi bakımdan denge ve ahenk içinde bulunmasını ve devam etmesini ister. Bunun için de Yüce Allah, Müslümanların birbirleriyle yardımlaşmalarını, dayanışmalarını teşvik etmiştir. Mutlu, huzurlu ve erdemli bir toplum oluşturma amacına ulaşmak, sıkıntı, kriz ve zorlukları atlatmak hususunda dayanışma içinde hareket eden ideal bir toplum oluşturmaları için bu husus üzerinde ısrarla durur.

Sevgi, duyarlılık ve kardeşliklerinin gelişmesi için yardıma koşma, dayanışma gibi kavramları Yüce Mevla, Müslüman bireylerin zihinlerine nakşeder. Ve Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ

Muhammed, Allah’ın Rasulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin (şiddetli), birbirlerine karşı da merhametlidirler...” (Fetih 48/29)

وَتَعَاوَنُواْ عَلَى الْبرِّ وَالتَّقْوَى وَلاَ تَعَاوَنُواْ عَلَى الإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

“... İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın...” (Maide 5/2)

Komşulara karşı iyi davranmak, onların haklarını korumak ve onlara eziyet etmemek de bu bağlamda değerlendirilmelidir. Karşılıklı olumlu duygular besleyen, özgüven içinde yaşayan bir topluluğun oluşması komşuluk ilişkisine bağlıdır.

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ عَنِ النَّبِىِّ -صلى الله عليه وسلم- أَنَّهُ قَالَ « لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأَخِيهِ أَوْ لِجَارِهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ  

"Sizden biriniz nefsi için sevdiğini mü'min kardeşi veya komşusu için de sevmedikçe gerçek mü'min olamaz." (Ahmed b. Hanbel, Müsned)

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah, komşuların gözetilmesini, haklarının korunmasını emretmiştir.

وَاعْبُدُوا اللّهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِه شَيًْا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِى الْقُرْبى وَالْيَتَامى وَالْمَسَاكينِ وَالْجَارِ ذِى الْقُرْبى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبيلِ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ اِنَّ اللّهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا 

“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” (Nisa 4/36)

Yakın komşuya ihsanı Bundan murad mekan, nesep, yahut da din bakımından yakın olan kimselerdir. Uzak komşuya ihsanda bulunmak: Bunlar da uzakta bulunan ya da akrabalık bağı olmayan komşulardır. İslam, gayr-i müslim dahi olsa komşu ile ilişkilerde ihsanda bulunmaya teşvik etmiştir.” (Zuhaylî Vehbe, Tefsirü-l Münir, c.3, s.62)

Komşuluk İlişkilerimizin Geldiği Nokta

Modern yaşam tarzının, kentleşme kültürünün bir sonucu olarak insanlar; “kalabalık içinde yalnızlık” sıkıntısını çekmektedirler. Büyük kentlerde komşuluk ilişkileri bitme noktasına geldiği gibi “komşusuzluk” hali yaşanmaktadır. Külüne bile muhtaç olunan komşuluklardan geriye ne kaldı? Ne kül kaldı, ne komşu… Yerinde yeller esiyor. Aynı apartmanın farklı dairelerindeki insanların arsında kalın duvarlar örülü…

Komşuluk bilincine sahip olanlar, bilir ancak “Komşusu aç iken tok yatanın” ne anlama geldiğini… Komşuluk ilişkilerinin bittiği yerde, kozmetik ve parfümeri tüketim masraflarının yıllık yekününü unutan ile birkaç kapı ötede hasta çocuğunun reçetesine baka kalan çaresiz komşuyu aynı dünyanın insanları sayabilir miyiz?

Komşulukla ilgili ayet ve hadisleri öğrenip, “komşuluk bilinci”ni İslam’ın istediği şekilde yeniden diriltmeliyiz.

Komşu Nedir?

Komşu: Ev, işyeri, arazi, köy, şehir, ülke bakımından yakın olan, yan yana veya çok yakın olanların birbirine göre aldıkları ad. (Doğan D. Mehmet, Büyük Türkçe Sözlük)

Kimlerin komşu sayılıp sayılmayacağı hususundaki tespit örfe bırakılmıştır. Bununla ilgili olarak Rasûlullah (s.a.v) buyurmuştur:

“Komşunun hakkı, buradan, buradan, buradan, buradan sağlı sollu, önlü arkalı kırk hanedir. (Yani kırk haneye kadar komşu sayılır)” (Rüdani, Büyük Hadis Külliyatı, c.4, s.317)

Komşuluk İlişkilerinin Önemi

Aile fertlerinden sonra en çok karşılaştığımız kimseler, komşularımızdır. Sosyal dayanışma ve yardımlaşma açısından insana aileden sonra en yakın sosyal çevreyi komşular teşkil eder. Komşunun ne kadar önemli olduğu, haklarının korunması gerektiği efendimizin hadisinde şu şekilde dile getirilmiştir:

عَنْ عَائِشَةَ - رضى الله عنها - عَنِ النَّبِىِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ « مَا زَالَ يُوصِينِى جِبْرِيلُ بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ »

“Cebrail o derece sürekli komşuyu tavsiye etti ki, komşunun komşuya mirasçı olacağını zannettim.” (Buhari, Edep, 28)

Yine bir başka hadiste Rasülullah (s.a.v):

عَنْ أَبِى شُرَيْحٍ أَنَّ النَّبِىَّ -صلى الله عليه وسلم- قَالَ « وَاللَّهِ لاَ يُؤْمِنُ ، وَاللَّهِ لاَ يُؤْمِنُ ، وَاللَّهِ لاَ يُؤْمِنُ » . قِيلَ وَمَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ « الَّذِى لاَ يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَايِقَهُ

“Vallahi mü’min olamaz! Vallahi mü’min olamaz! Vallahi mü’min olamaz!” buyurdu. Kendisine: “Ey Allah’ın Rasülü, kim mü’min olamaz?” denildi: “Zulüm ve şerrinden komşusu güven içerisinde olmayan kimse” buyurdu. (Buhari, Edeb, 29)

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- قَالَ « لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ لاَ يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَائِقَهُ.

Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez” buyurdu. (Müslim, Îmân, 20)

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - « مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ »

Rasülullah (sav): “Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa komşusuna eziyet vermesin. Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, misafirine ikram etsin. Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, ya hayır söylesin yada sussun.” ( Buhari, Edeb, 31)

Komşu ile ilişkilerimiz kaçınılmazdır. Bunun için dilimizde komşulukla ilgili atasözü ve deyimler kullanılmaktadır. “Ev alma komşu al”, “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.”, “Komşuda pişer, bize de düşer” “Komşu hakkı Allah hakkı”, “Komşu iti komşuya ürmez”. Bütün bu sözler komşuluk ilişkilerinin anlamını ve boyutlarını göstermek bakımından önemlidir.

Komşuluk hakkı nedir?

Komşular bazan bir akraba gibi birbiriyle içli dışlı oldukları için güzel geçinmeleri, birbiri hakkında iyi şeyler düşünüp mutlu olmalarını istemeleri, mallarının ve canlarının zarar görmemesi için gayret etmeleri, komşusu hatalı bir iş yapmaya kalktığında veya bir konuda komşusunun görüşünü almak istediğinde ona doğru yolu göstermeleri başlıca komşuluk haklarıdır. Buna ilave olarak zaman zaman birbirlerine hediye göndermeleri, karşılaştıkları zaman birbirinin yüzüne gülüp selamlaşmaları, yardıma çağırdıkları zaman hemen gitmeleri gibi iyi komşuluk esaslarını saymak mümkündür. (Riyazü’s-Salihin, Tercüme ve Şerhi, Komisyon, Erkam y.)

Komşular üç kısımdır.

Bir komşunun bir hakkı, bir komşunun iki hakkı, bir komşunun da üç hakkı vardır. Birincisi müşrik komşudur. Bunun yalnız komşuluk hakkı vardır. İkincisi müslüman komşudur. Bunun İslâm hakkı ve komşuluk hakkı vardır. Üçüncüsü müslüman ve akraba komşudur. Bunun komşuluk hakkı, İslâm hakkı ve akrabalık hakkı vardır. (İbn Kesîr, Tefsir: 1/495)

Komşuların birbirlerine ihtiyaçlarının sınırı yoktur. Bunun için komşuların birbirlerine iyi davranmaları, yardımlaşmaları ilahi bir zorunluluktur. Hz. Peygamber efendimiz komşunun komşu üzerindeki bazı önemli haklarını şu hadiste sıralamıştır.

“Muaviye b. Hayde şöyle anlatıyor: Hz. Peygambere “Ey Allah’ın Rasülü! Komşumun benim üzerimdeki hakları nelerdir?” diye sordum. Şöyle buyurdular: “Hastalandığı zaman onu ziyaret edeceksin. Öldüğünde cenazesinde bulunacak, onu mezarına varıncaya dek teşyi edeceksin. Senden borç istediği zaman verecek, ihtiyacı olduğunda ihtiyacını karşılayacaksın. Kendisine bir iyilik dokunduğunda onu kutlayacak; başına bir felaket geldiğinde de baş sağlığı dileyip teselli edeceksin. Ayrıca onun evinin havasını bozmamak ve rüzgarına engel olmamak için evini onunkinden yüksek yapmayacaksın. Bir de eğer ona bir şeyler vermeyeceksen yemeğinin kokusunu kendisine duyurmayacaksın.”(Kandehlevi M. Yusuf, Hayâtü’s– Sahâbe, c.3, s.37-38)

Bu hadisin ışığında komşularımıza karşı yerine getirmemiz gereken görevleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Komşularımızla iyi geçinmek ve onlara güzel söz söylemek

عَنْ أَبِى شُرَيْحٍ الْخُزَاعِىِّ أَنَّ النَّبِىَّ -صلى الله عليه وسلم- قَالَ « مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُحْسِنْ إِلَى جَارِهِ…

Rasulullah (sav): “Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse, komşusuna iyi muamelede bulunsun (iyilik etsin)… (Müslim, İman, 21)  buyuruyor. Komşularımızla iyi geçinmek için de söz ve davranışlarımıza dikkat etmeli onları incitmemeli ve hoşgörülü olmalıyız. Onlara karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmalı, her karşılaşmamızda selamlaşmalı, hâl hatırını sormalı, sevinç ve üzüntülerini paylaşmalıyız. İyi komşulukla ilgili olarak şöyle bir hikaye anlatılır:

Bağdat’ta Ebu Delf’in bir komşusu vardı. Bu adam ağır bir borcun altına girdi, sonunda evini satmak durumunda kaldı. Evine bin dinar değer biçti. Alıcılar, “Evin beş yüz dinardan fazla etmez.” Dediler. Adam dedi ki: “Evimi beşyüz dinara, komşum Ebu Delf-i de beşyüz dinara satıyorum.” Bu olay Ebu Delf’e ulaştığında, adamın borcunun ödenmesini emretti ve “Bizim yanımızdan ayrılma” dedi.

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « خَيْرُ الأَصْحَابِ عِنْدَ اللَّهِ خَيْرُهُمْ لِصَاحِبِهِ وَخَيْرُ الْجِيرَانِ عِنْدَ اللَّهِ خَيْرُهُمْ لِجَارِهِ ».

Hz. Peygamber (sav): “Allah katında arkadaşların hayırlısı, arkadaşına iyilik eden, Allah katında komşuların hayırlısı da komşularına iyilik edendir.” (Tirmizi, Birr, 28) buyuruyor. Böylece hayırlı bir komşu olmamız gerektiğine işaret ediyor.

2. Komşularımızı ziyaret etmek ve komşuluk bağını sürdürmek

Sağlık ve hastalıklarında, üzüntü ve sevinçlerinde onları ziyaret etmeliyiz. Eğer onlardan birisi vefat ederse, cenazesinde bulunup onlara yardımcı olmalı, onların cenazesini kaldırıp acılarını paylaşmalı ve onlara her türlü desteği vermeliyiz. Komşularımızın çocuklarını da sevmeli, onları koruyup gözetmeliyiz.

 

3. Komşularımıza ikramda bulunmak ve onlarla hediyeleşmek

…مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ جَارَهُ

Rasülullah (sav): “Allah’a ve âhiret gününe iman eden komşusuna ikramda bulunsun.” (Buhari, Edeb, 31) buyuruyor.

Yine Rasulullah (sav) Ebu Zerr şahsında tüm Müslümanlara şöyle buyuruyor:

عَنْ أَبِى ذَرٍّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « يَا أَبَا ذَرٍّ إِذَا طَبَخْتَ مَرَقَةً فَأَكْثِرْ مَاءَهَا وَتَعَاهَدْ جِيرَانَكَ.

“Ey Ebu Zerr! Çorba yaptığın zaman suyunu çok koy, fazlası ile de komşularını gözet” (Müslim, Birr, Sıla ve Edeb, 42)

Peygamber efendimiz diğer bir hadisinde şöyle buyuruyor: “Yanında komşusu aç iken bunu bile bile kendi tok yatan kişi bana iman etmiş sayılmaz.” (Rûdani, Büyük Hadis Külliyatı, c.4, s.317)

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِىِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ « يَا نِسَاءَ الْمُسْلِمَاتِ لاَ تَحْقِرَنَّ جَارَةٌ لِجَارَتِهَا ، وَلَوْ فِرْسِنَ شَاةٍ »

Rasülullah (sav): “Ey müslüman kadınlar! Koyun paçası bile olsa, sizden hiç kimse komşusuna yapacağı iyiliği küçük görmesin” (Buhârî, Hibe, 1) buyurarak, komşularımızın durumlarından haberdar olup açsa doyurmayı, aç değilse bile ikramda bulunmayı ve hediyeleşmeyi, iyilik yapmayı bizlere emretmiştir.

Çok küçük şeylerle de olsa komşularla hediyeleşmek, komşuluk  bağını güçlendirir, birbirlerini sevindirip mutlu eder.

Komşulara ikram yapmaya hangi komşudan başlanacağı konusunda sorulan bir soru üzerine Rasülullah (sav): “Hangisinin kapısı sana daha yakınsa onu gözet” buyurmuşlardır.

4. Komşularımızdan fakir ve muhtaç olanların yardımına koşmak.

Onlara gerektiği şekilde maddi yardımda bulunmalı, borç para vermeli, geçimini sağlamakta zorlanıyorsa, geçimini sağlayacak iş bulmalıyız. Kimsesiz, yaşlı veya özürlü komşularımız varsa onların yapamayacakları işleri yapmalı ve yaptırmalıyız.

5. Komşularımızın ayıp ve kusurlarını araştırmamalıyız.

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيراً مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ

“... Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın...” (Hucurat 49/12) buyuruyor. En çok ilişki içerisinde olduğumuz gruplardan birisi de komşularımızdır. Bunun için komşularımızın gizli hallerini araştırmamalı, ayıp ve kusurları varsa bile örtmeli, ortaya çıkarmamalı, onları arkalarından çekiştirmemeli ve onlara lakap takmamalıyız. Bize karşı hatalı söz ve davranışlarda bulunmuşlarsa, onları anlayışla karşılamalı ve affetmeliyiz.

“Hz. Peygamber bir gazveye çıkacakları zaman: “Sizden komşusuna eziyet etmiş olanlar bugün bizimle birlikte gelmesinler!” buyurdular. Bir kişi çıkarak “Ben komşumun bahçe duvarına küçük taharetimi yaptım. Ne buyurursunuz; ben de gelmeyeyim mi?” diye sordu. Hz. Peygamber de ona: “Evet, sen de burada kal! Bizimle gelme!” dediler.

Ebubekir Sıdık bir gün oğlu Abdurrahman’ın bir komşusuyla çekişmekte olduğunu gördü ve ona şunları söyledi: “Sakın komşularınla çekişme. Çünkü bütün insanlar gittiklerinde komşularınla baş başa kalacaksın.

Ayrıca Hz. Peygamber efendimiz, komşusu tarafından yapılan eziyetlere sabretmeyi öğütlemiş ve “Allah, komşusunun eziyetlerine tahammül eden kişileri sever” buyurmuşlardır.” (Kandehlevi M. Yusuf age, c.3, s.38-39)

6. Komşularımıza kötülük yapmamalı, eziyet ve zarar vermemeliyiz.

…مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ

Rasülullah (sav): “Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa komşusuna eziyet vermesin...” (Buhari, Edeb, 31) buyuruyor.

Hz. Peygamber (sav) bir diğer hadisinde ise şöyle buyuruyor: “Vallahi mü’min olamaz, vallahi mü’min olamaz, vallahi mü’min olamaz” buyurdu. Kendisine: “Ey Allah’ın Rasülü, kim mü’min olamaz?” denildi: “Zulum ve şerrinden komşusu güven içerisinde olmayan kimse” buyurdu.” (Buhari, Edeb, 29) Bu hadislerden de anlaşıldığı gibi komşulara her türlü eziyet yasaklanmıştır.

“Komşuya ya maddi ya da manevi yoldan eziyet yapılır. Maddi kötülük, evine, bahçesine, malına mülküne tecavüz etmek; onları bozmak, yıkmak, kirletmek, zorla ele geçirmek, kendisini dövmek ve hırpalamaktır. Manevi kötülük ırz ve nâmusuna tecavüz etmek, âile sırlarını çevreye yaymaktır.” (Şamil İAns. ‘Komşu’, Md.)

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ « لاَ يَمْنَعُ جَارٌ جَارَهُ أَنْ يَغْرِزَ خَشَبَهُ فِى جِدَارِهِ »

 Rasûlullah (sav): “Hiç kimse komşusunun, kendi duvarına ağaç çakmasına mani olmasın” (Buhari, Mezalim, 20) buyurarak değil komşusuna eziyet vermeyi, onların menfaatine olan bir şeyi yapmasına izin vermeyi, onlara müsamahakar ve hoşgörülü davranmamız gerektiğine işaret etmektedir.

7. Komşunun, komşuya kötülüğü, başkalarına yaptığının on katı gibidir.

“Hz. Peygamber birgün sahabelerine: “Zina hakkında ne dersiniz?” diye sordular. Sahabeler: “Allah ve Rasülü’nün haram kılmış olduğu bir fiildir ve kıyamet gününe kadar da böyle kalacaktır” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Kişinin, komşusunun karsıyla zina etmesi on kadınla zina etmesinden daha ağır bir fiildir” buyurdular. Daha sonra da: “Peki, hırsızlık hakkında ne dersiniz?” dediler. Sahabeler de: “Bu da zina gibi, Allah ve Rasülü’nün haram kıldığı bir fiildir. Aynı şekilde kıyamet gününe kadar da haram kalacaktır” diye cevap verdiler. O zaman Hz. Peygamber şöyle buyurdular: “İnsanın on evde hırsızlık yapması komşusunun evinde hırsızlık yapmasından daha hafif kalır.” (Kandehlevi M. Yusuf, age, c.3, s.38-39)

Sosyal dayanışma açısından, bir toplumun güçlü ve sağlam olmasında en önemli etkenlerden birisi de iyi komşuluk ilişkileridir.

Komşularımızla iyi ilişkiler içerisinde olup, onların hakkımızda “iyi şahitlik” yapmalarını sağlamalıyız. Komşularının iyi şahitlik yapmadığı bir kimse -eğer iftira yapılmıyorsa- kötü bir kimsedir. Bu Allah katında da kötü bir kimse olduğumuza işarettir.

Komşularımız arasında ayırım yapmamalı, komşumuz müslüman olmasa bile komşuluk haklarına riayet etmeliyiz. Zaten komşulukla ilgili yukarıda geçen ayet ve hadislerde dini, dili, ırkı belirtilmemiş ne olursa olsun her türlü komşuyu kapsamaktadır.

Komşuluk haklarına riayet etmek dini, âhlaki ve insani görevimizdir.

Komşuluk hakları, İslamda “kul hakları” içerisinde yer alan haklardan birisidir. Komşu hakları ihlali, aslında kul hakkı ihlalidir.

                    Hazırlayan: Mehmet ESER  (2006)

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      8470 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret89613


 
Yeni Sayfa 10


 
Yeni Sayfa 9